21 Aralık 2008 Pazar

ben böyleyimdir...

ben böyleyimdir...biraz tatil yapar ve kendime zaman ayırırım, bu zamanda da aklımı meşgul edip beni rahatsız eden ne kadar çok şey varsa hepsini kaldırıp çöp poşetiyle birlikte dışardaki o bidonlara atarım.
şu 15 gün de beni hastalıklı yapan her şeyden uzakta, uzun zamandır olmadığım bir şehirde ve uzun zamandır beraber eğlenmediğim insanlarla vakit geçirdim.şimdi tertemizim... bir nevi sil baştan olayı, evet. sıklıkla izin vermesem de insanların ya da olayların beni yaralamasına, kanatlarım kırılıyor bazen ve korkaklaşıyorum hayata karşı. fakat nedense hiç vazgeçmiyorum hayatın ardından koşar adımlarla ilerlemeye. dur biraz dinlen, değil mi? kaçtığım şehirlerden ve insanlardan uzaklaşırken, başkalarını sokmaktan hiç çekinmiyorum yaşamıma -ki hayatı da yaşamaya değer kılan şey bu bence-. "her anı son dakikalarınmış gibi yaşa fakat pişmanlık duyacağın şeyler de yapma!" babamdan çok şey öğrendim ama hala büyümeyen bir tarafım var. yani öyle bir yer ki, hiç olgunlaşamadı bugüne kadar. değiştiğime inandığım her an, dışardan gelen darbelerle o duvarları daha da kalın ördüm ben ve büyümemi sağlayacak şey her ne ise, aşamadı o duvarları. sonunda belki de o duvarların içinde sıkışıp kaldım. nereye giderek kaçtığımı düşünsem, o duvarlar da benimle geliyor haliyle. olsun diyorum yine de... ne de olsa her duygumuzun dışavurumunu etkileyen şeyler var geçmişte...
izmir'e dönecek olmak güzel... özledim izmir'imi! kaçmak; ordan vazgeçtiğim anlamına gelmez zaten, değil mi? sevdiğim insanlar var orada, yaşamımın bundan sonrasında yanımda olmasını istediğim kişiler... keşke herkese, her şekliyle anlatabilsek bunu. ben her zaman başarılı olamıyorum. bazıları ise, "o duvalar"a çarpıp geri dönüyorlar. olsun, varsın. yine de hayat peşinden koşar adımlarla ilerleyecek kadar güzel...

Hiç yorum yok: