en yakın arkadaşlarımdan biri artık yok hayatımda. evet, çok zor benim gibi arkadaşlarını gözünde ilahlaştıran biri için. durumun buralara gelmesinden çok, altında yatan sebep daha fena. çok üzülüyorum. sanki içimden bir şeyler kopmuş gibi. canımdan can aldılar sanki. o mesaj geldi, kopartıldı içimden bir parça. çok dramatikleştirdim belki ama böyleyim. yazmak istedim... hakversem de bu yaptığına, yine de o kadar acımasız bir mesajı haketmedim ben. bir sefer de böyle olmasaydı, ne güzeldi bizim arkadaşlığımız. neyse...
güle güle milkam...
tekrar merhaba hayat...
29 Aralık 2008 Pazartesi
25 Aralık 2008 Perşembe
kış...
an itibariyle hayat üzerine söylenmiş saçmalıkların hiçbirine inanasım gelmiyor. 'çok fazla istersen, olur' ya da 'hiçbir şeyi çok fazla istemeyeceksin. beklentilerin artarak büyüyeceği için hep mutsuz olursun' gibi. düşünüp de içinden çıkamayacağın şeyler bunlar, tanrının varlığını sorgulamak gibi. senin iraden dışında gelişen şeyleri düşün bi şu hayattaki... başarabileceklerinin yanında ne kadar da büyük bir paydayı oluşturuyorlar, görmüyor musun? yarın başına nelerin geleceği bile belirsizken -hele ki Türkiye'de- bu tip felsefelerle kendini kandırmanın mantığı nedir? olabilitesi varsa bir isteğinin bunun üstüne yoğunlaşıp sonuna kadar savaşırsın ama imkansızlıklar üzerine bir hayat kurmak fena. büyük hedefler her zaman için iyidir, insanı diri tutar ama ya bütün çabalarının sonunda elinde kocaman bir sıfırla ertesi güne uyanırsan?
tüm bunların dışında, mücadele etmeye her şeyimle hazırken, ortada yapabileceğim bir şeyin olmaması biraz üzücü. olsun yine de, soğuğun iliklerime kadar işlediği şu günlerde içimi ısıtan bir şeylerin olması güzel...
tüm bunların dışında, mücadele etmeye her şeyimle hazırken, ortada yapabileceğim bir şeyin olmaması biraz üzücü. olsun yine de, soğuğun iliklerime kadar işlediği şu günlerde içimi ısıtan bir şeylerin olması güzel...
21 Aralık 2008 Pazar
ben böyleyimdir...
ben böyleyimdir...biraz tatil yapar ve kendime zaman ayırırım, bu zamanda da aklımı meşgul edip beni rahatsız eden ne kadar çok şey varsa hepsini kaldırıp çöp poşetiyle birlikte dışardaki o bidonlara atarım.
şu 15 gün de beni hastalıklı yapan her şeyden uzakta, uzun zamandır olmadığım bir şehirde ve uzun zamandır beraber eğlenmediğim insanlarla vakit geçirdim.şimdi tertemizim... bir nevi sil baştan olayı, evet. sıklıkla izin vermesem de insanların ya da olayların beni yaralamasına, kanatlarım kırılıyor bazen ve korkaklaşıyorum hayata karşı. fakat nedense hiç vazgeçmiyorum hayatın ardından koşar adımlarla ilerlemeye. dur biraz dinlen, değil mi? kaçtığım şehirlerden ve insanlardan uzaklaşırken, başkalarını sokmaktan hiç çekinmiyorum yaşamıma -ki hayatı da yaşamaya değer kılan şey bu bence-. "her anı son dakikalarınmış gibi yaşa fakat pişmanlık duyacağın şeyler de yapma!" babamdan çok şey öğrendim ama hala büyümeyen bir tarafım var. yani öyle bir yer ki, hiç olgunlaşamadı bugüne kadar. değiştiğime inandığım her an, dışardan gelen darbelerle o duvarları daha da kalın ördüm ben ve büyümemi sağlayacak şey her ne ise, aşamadı o duvarları. sonunda belki de o duvarların içinde sıkışıp kaldım. nereye giderek kaçtığımı düşünsem, o duvarlar da benimle geliyor haliyle. olsun diyorum yine de... ne de olsa her duygumuzun dışavurumunu etkileyen şeyler var geçmişte...
izmir'e dönecek olmak güzel... özledim izmir'imi! kaçmak; ordan vazgeçtiğim anlamına gelmez zaten, değil mi? sevdiğim insanlar var orada, yaşamımın bundan sonrasında yanımda olmasını istediğim kişiler... keşke herkese, her şekliyle anlatabilsek bunu. ben her zaman başarılı olamıyorum. bazıları ise, "o duvalar"a çarpıp geri dönüyorlar. olsun, varsın. yine de hayat peşinden koşar adımlarla ilerleyecek kadar güzel...
şu 15 gün de beni hastalıklı yapan her şeyden uzakta, uzun zamandır olmadığım bir şehirde ve uzun zamandır beraber eğlenmediğim insanlarla vakit geçirdim.şimdi tertemizim... bir nevi sil baştan olayı, evet. sıklıkla izin vermesem de insanların ya da olayların beni yaralamasına, kanatlarım kırılıyor bazen ve korkaklaşıyorum hayata karşı. fakat nedense hiç vazgeçmiyorum hayatın ardından koşar adımlarla ilerlemeye. dur biraz dinlen, değil mi? kaçtığım şehirlerden ve insanlardan uzaklaşırken, başkalarını sokmaktan hiç çekinmiyorum yaşamıma -ki hayatı da yaşamaya değer kılan şey bu bence-. "her anı son dakikalarınmış gibi yaşa fakat pişmanlık duyacağın şeyler de yapma!" babamdan çok şey öğrendim ama hala büyümeyen bir tarafım var. yani öyle bir yer ki, hiç olgunlaşamadı bugüne kadar. değiştiğime inandığım her an, dışardan gelen darbelerle o duvarları daha da kalın ördüm ben ve büyümemi sağlayacak şey her ne ise, aşamadı o duvarları. sonunda belki de o duvarların içinde sıkışıp kaldım. nereye giderek kaçtığımı düşünsem, o duvarlar da benimle geliyor haliyle. olsun diyorum yine de... ne de olsa her duygumuzun dışavurumunu etkileyen şeyler var geçmişte...
izmir'e dönecek olmak güzel... özledim izmir'imi! kaçmak; ordan vazgeçtiğim anlamına gelmez zaten, değil mi? sevdiğim insanlar var orada, yaşamımın bundan sonrasında yanımda olmasını istediğim kişiler... keşke herkese, her şekliyle anlatabilsek bunu. ben her zaman başarılı olamıyorum. bazıları ise, "o duvalar"a çarpıp geri dönüyorlar. olsun, varsın. yine de hayat peşinden koşar adımlarla ilerleyecek kadar güzel...
11 Aralık 2008 Perşembe
4 Aralık 2008 Perşembe
2 Aralık 2008 Salı
-sürekli içtiğin sigarayı değiştirince gıcık yapar ya boğazında, böyle bir şey yaptı bende de anlaşmalı küslük. ama west'ten winston'a geçmiş gibiyim, yalan yok :D
-üstümdeki şu sınav buhranını da bugün itibariyle atttım, gerçi resmi olarak yarın gerçekleşecek ama bu bile yetti.
-gözlerim ağrımakta, uyku çekiyor canım ama konuşmak konuşmak, sabaha kadar susmamak istiyorum. kendimle çelişiyorum. sanırım psikolojik problemlerim var. bunu daha önce dile getirmiş miydim? unuttum bak şimdi.
-biraz zamanın hiç kimseye zararı dokunmaz. ama bu "biraz" kavramını uzatmamak gerekiyor, 3 sene gibi mesela...
-biz küçükken kağıttan gemiler yapıp küvette yüzdürmeye çalışırdık mert'le ama sonu hep hüsran olurdu. şimdi kağıttan gemiler yapmıyoruz ama dilekler okyanusun dibini boyladı bile. istemediğimiz bir hayatı istermiş taklidi yapıp (ki bu konuda da son derece başarısız olup), hayattan hiç bir zaman daha fazlasını istemeden "sümük" bir şekilde daha ne kadar mutlu gözükebiliriz? mutluyuz evet ama daha mutlu olabilirdik sanki, ha?
-amerikan dizilerini izledikten sonra hepimizin içinde aynaya bakıp karşıdaki görüntüyle ingilizce konuşma isteği doğmuyor mu, itiraf edin...
-görmek istediğim yerlere ne zaman gidebileceğim çok merak ediyorum doğrusu.
-ilk defa biri beni yanlış tanıdı diye çok mutluyum. böyle olması için uğraşmadım mı zaten?
-gossip girl izliyorum. artık inkar etmeyeceğim. kızlar çok güzel, nate çok yakışıklı ve kıyafetler enfest. ayrıca dizideki entrika beni benden almıyor değil hani. acımıyor da değilim kendime,lise dizileri falan. herkes vizelere çalışırken bir can sıkıntısı oluşmuştu ama fena sardı.
-msn pencereleri birbirini kovalıyor. öperim...
-üstümdeki şu sınav buhranını da bugün itibariyle atttım, gerçi resmi olarak yarın gerçekleşecek ama bu bile yetti.
-gözlerim ağrımakta, uyku çekiyor canım ama konuşmak konuşmak, sabaha kadar susmamak istiyorum. kendimle çelişiyorum. sanırım psikolojik problemlerim var. bunu daha önce dile getirmiş miydim? unuttum bak şimdi.
-biraz zamanın hiç kimseye zararı dokunmaz. ama bu "biraz" kavramını uzatmamak gerekiyor, 3 sene gibi mesela...
-biz küçükken kağıttan gemiler yapıp küvette yüzdürmeye çalışırdık mert'le ama sonu hep hüsran olurdu. şimdi kağıttan gemiler yapmıyoruz ama dilekler okyanusun dibini boyladı bile. istemediğimiz bir hayatı istermiş taklidi yapıp (ki bu konuda da son derece başarısız olup), hayattan hiç bir zaman daha fazlasını istemeden "sümük" bir şekilde daha ne kadar mutlu gözükebiliriz? mutluyuz evet ama daha mutlu olabilirdik sanki, ha?
-amerikan dizilerini izledikten sonra hepimizin içinde aynaya bakıp karşıdaki görüntüyle ingilizce konuşma isteği doğmuyor mu, itiraf edin...
-görmek istediğim yerlere ne zaman gidebileceğim çok merak ediyorum doğrusu.
-ilk defa biri beni yanlış tanıdı diye çok mutluyum. böyle olması için uğraşmadım mı zaten?
-gossip girl izliyorum. artık inkar etmeyeceğim. kızlar çok güzel, nate çok yakışıklı ve kıyafetler enfest. ayrıca dizideki entrika beni benden almıyor değil hani. acımıyor da değilim kendime,lise dizileri falan. herkes vizelere çalışırken bir can sıkıntısı oluşmuştu ama fena sardı.
-msn pencereleri birbirini kovalıyor. öperim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)