en yakın arkadaşlarımdan biri artık yok hayatımda. evet, çok zor benim gibi arkadaşlarını gözünde ilahlaştıran biri için. durumun buralara gelmesinden çok, altında yatan sebep daha fena. çok üzülüyorum. sanki içimden bir şeyler kopmuş gibi. canımdan can aldılar sanki. o mesaj geldi, kopartıldı içimden bir parça. çok dramatikleştirdim belki ama böyleyim. yazmak istedim... hakversem de bu yaptığına, yine de o kadar acımasız bir mesajı haketmedim ben. bir sefer de böyle olmasaydı, ne güzeldi bizim arkadaşlığımız. neyse...
güle güle milkam...
tekrar merhaba hayat...
29 Aralık 2008 Pazartesi
25 Aralık 2008 Perşembe
kış...
an itibariyle hayat üzerine söylenmiş saçmalıkların hiçbirine inanasım gelmiyor. 'çok fazla istersen, olur' ya da 'hiçbir şeyi çok fazla istemeyeceksin. beklentilerin artarak büyüyeceği için hep mutsuz olursun' gibi. düşünüp de içinden çıkamayacağın şeyler bunlar, tanrının varlığını sorgulamak gibi. senin iraden dışında gelişen şeyleri düşün bi şu hayattaki... başarabileceklerinin yanında ne kadar da büyük bir paydayı oluşturuyorlar, görmüyor musun? yarın başına nelerin geleceği bile belirsizken -hele ki Türkiye'de- bu tip felsefelerle kendini kandırmanın mantığı nedir? olabilitesi varsa bir isteğinin bunun üstüne yoğunlaşıp sonuna kadar savaşırsın ama imkansızlıklar üzerine bir hayat kurmak fena. büyük hedefler her zaman için iyidir, insanı diri tutar ama ya bütün çabalarının sonunda elinde kocaman bir sıfırla ertesi güne uyanırsan?
tüm bunların dışında, mücadele etmeye her şeyimle hazırken, ortada yapabileceğim bir şeyin olmaması biraz üzücü. olsun yine de, soğuğun iliklerime kadar işlediği şu günlerde içimi ısıtan bir şeylerin olması güzel...
tüm bunların dışında, mücadele etmeye her şeyimle hazırken, ortada yapabileceğim bir şeyin olmaması biraz üzücü. olsun yine de, soğuğun iliklerime kadar işlediği şu günlerde içimi ısıtan bir şeylerin olması güzel...
21 Aralık 2008 Pazar
ben böyleyimdir...
ben böyleyimdir...biraz tatil yapar ve kendime zaman ayırırım, bu zamanda da aklımı meşgul edip beni rahatsız eden ne kadar çok şey varsa hepsini kaldırıp çöp poşetiyle birlikte dışardaki o bidonlara atarım.
şu 15 gün de beni hastalıklı yapan her şeyden uzakta, uzun zamandır olmadığım bir şehirde ve uzun zamandır beraber eğlenmediğim insanlarla vakit geçirdim.şimdi tertemizim... bir nevi sil baştan olayı, evet. sıklıkla izin vermesem de insanların ya da olayların beni yaralamasına, kanatlarım kırılıyor bazen ve korkaklaşıyorum hayata karşı. fakat nedense hiç vazgeçmiyorum hayatın ardından koşar adımlarla ilerlemeye. dur biraz dinlen, değil mi? kaçtığım şehirlerden ve insanlardan uzaklaşırken, başkalarını sokmaktan hiç çekinmiyorum yaşamıma -ki hayatı da yaşamaya değer kılan şey bu bence-. "her anı son dakikalarınmış gibi yaşa fakat pişmanlık duyacağın şeyler de yapma!" babamdan çok şey öğrendim ama hala büyümeyen bir tarafım var. yani öyle bir yer ki, hiç olgunlaşamadı bugüne kadar. değiştiğime inandığım her an, dışardan gelen darbelerle o duvarları daha da kalın ördüm ben ve büyümemi sağlayacak şey her ne ise, aşamadı o duvarları. sonunda belki de o duvarların içinde sıkışıp kaldım. nereye giderek kaçtığımı düşünsem, o duvarlar da benimle geliyor haliyle. olsun diyorum yine de... ne de olsa her duygumuzun dışavurumunu etkileyen şeyler var geçmişte...
izmir'e dönecek olmak güzel... özledim izmir'imi! kaçmak; ordan vazgeçtiğim anlamına gelmez zaten, değil mi? sevdiğim insanlar var orada, yaşamımın bundan sonrasında yanımda olmasını istediğim kişiler... keşke herkese, her şekliyle anlatabilsek bunu. ben her zaman başarılı olamıyorum. bazıları ise, "o duvalar"a çarpıp geri dönüyorlar. olsun, varsın. yine de hayat peşinden koşar adımlarla ilerleyecek kadar güzel...
şu 15 gün de beni hastalıklı yapan her şeyden uzakta, uzun zamandır olmadığım bir şehirde ve uzun zamandır beraber eğlenmediğim insanlarla vakit geçirdim.şimdi tertemizim... bir nevi sil baştan olayı, evet. sıklıkla izin vermesem de insanların ya da olayların beni yaralamasına, kanatlarım kırılıyor bazen ve korkaklaşıyorum hayata karşı. fakat nedense hiç vazgeçmiyorum hayatın ardından koşar adımlarla ilerlemeye. dur biraz dinlen, değil mi? kaçtığım şehirlerden ve insanlardan uzaklaşırken, başkalarını sokmaktan hiç çekinmiyorum yaşamıma -ki hayatı da yaşamaya değer kılan şey bu bence-. "her anı son dakikalarınmış gibi yaşa fakat pişmanlık duyacağın şeyler de yapma!" babamdan çok şey öğrendim ama hala büyümeyen bir tarafım var. yani öyle bir yer ki, hiç olgunlaşamadı bugüne kadar. değiştiğime inandığım her an, dışardan gelen darbelerle o duvarları daha da kalın ördüm ben ve büyümemi sağlayacak şey her ne ise, aşamadı o duvarları. sonunda belki de o duvarların içinde sıkışıp kaldım. nereye giderek kaçtığımı düşünsem, o duvarlar da benimle geliyor haliyle. olsun diyorum yine de... ne de olsa her duygumuzun dışavurumunu etkileyen şeyler var geçmişte...
izmir'e dönecek olmak güzel... özledim izmir'imi! kaçmak; ordan vazgeçtiğim anlamına gelmez zaten, değil mi? sevdiğim insanlar var orada, yaşamımın bundan sonrasında yanımda olmasını istediğim kişiler... keşke herkese, her şekliyle anlatabilsek bunu. ben her zaman başarılı olamıyorum. bazıları ise, "o duvalar"a çarpıp geri dönüyorlar. olsun, varsın. yine de hayat peşinden koşar adımlarla ilerleyecek kadar güzel...
11 Aralık 2008 Perşembe
4 Aralık 2008 Perşembe
2 Aralık 2008 Salı
-sürekli içtiğin sigarayı değiştirince gıcık yapar ya boğazında, böyle bir şey yaptı bende de anlaşmalı küslük. ama west'ten winston'a geçmiş gibiyim, yalan yok :D
-üstümdeki şu sınav buhranını da bugün itibariyle atttım, gerçi resmi olarak yarın gerçekleşecek ama bu bile yetti.
-gözlerim ağrımakta, uyku çekiyor canım ama konuşmak konuşmak, sabaha kadar susmamak istiyorum. kendimle çelişiyorum. sanırım psikolojik problemlerim var. bunu daha önce dile getirmiş miydim? unuttum bak şimdi.
-biraz zamanın hiç kimseye zararı dokunmaz. ama bu "biraz" kavramını uzatmamak gerekiyor, 3 sene gibi mesela...
-biz küçükken kağıttan gemiler yapıp küvette yüzdürmeye çalışırdık mert'le ama sonu hep hüsran olurdu. şimdi kağıttan gemiler yapmıyoruz ama dilekler okyanusun dibini boyladı bile. istemediğimiz bir hayatı istermiş taklidi yapıp (ki bu konuda da son derece başarısız olup), hayattan hiç bir zaman daha fazlasını istemeden "sümük" bir şekilde daha ne kadar mutlu gözükebiliriz? mutluyuz evet ama daha mutlu olabilirdik sanki, ha?
-amerikan dizilerini izledikten sonra hepimizin içinde aynaya bakıp karşıdaki görüntüyle ingilizce konuşma isteği doğmuyor mu, itiraf edin...
-görmek istediğim yerlere ne zaman gidebileceğim çok merak ediyorum doğrusu.
-ilk defa biri beni yanlış tanıdı diye çok mutluyum. böyle olması için uğraşmadım mı zaten?
-gossip girl izliyorum. artık inkar etmeyeceğim. kızlar çok güzel, nate çok yakışıklı ve kıyafetler enfest. ayrıca dizideki entrika beni benden almıyor değil hani. acımıyor da değilim kendime,lise dizileri falan. herkes vizelere çalışırken bir can sıkıntısı oluşmuştu ama fena sardı.
-msn pencereleri birbirini kovalıyor. öperim...
-üstümdeki şu sınav buhranını da bugün itibariyle atttım, gerçi resmi olarak yarın gerçekleşecek ama bu bile yetti.
-gözlerim ağrımakta, uyku çekiyor canım ama konuşmak konuşmak, sabaha kadar susmamak istiyorum. kendimle çelişiyorum. sanırım psikolojik problemlerim var. bunu daha önce dile getirmiş miydim? unuttum bak şimdi.
-biraz zamanın hiç kimseye zararı dokunmaz. ama bu "biraz" kavramını uzatmamak gerekiyor, 3 sene gibi mesela...
-biz küçükken kağıttan gemiler yapıp küvette yüzdürmeye çalışırdık mert'le ama sonu hep hüsran olurdu. şimdi kağıttan gemiler yapmıyoruz ama dilekler okyanusun dibini boyladı bile. istemediğimiz bir hayatı istermiş taklidi yapıp (ki bu konuda da son derece başarısız olup), hayattan hiç bir zaman daha fazlasını istemeden "sümük" bir şekilde daha ne kadar mutlu gözükebiliriz? mutluyuz evet ama daha mutlu olabilirdik sanki, ha?
-amerikan dizilerini izledikten sonra hepimizin içinde aynaya bakıp karşıdaki görüntüyle ingilizce konuşma isteği doğmuyor mu, itiraf edin...
-görmek istediğim yerlere ne zaman gidebileceğim çok merak ediyorum doğrusu.
-ilk defa biri beni yanlış tanıdı diye çok mutluyum. böyle olması için uğraşmadım mı zaten?
-gossip girl izliyorum. artık inkar etmeyeceğim. kızlar çok güzel, nate çok yakışıklı ve kıyafetler enfest. ayrıca dizideki entrika beni benden almıyor değil hani. acımıyor da değilim kendime,lise dizileri falan. herkes vizelere çalışırken bir can sıkıntısı oluşmuştu ama fena sardı.
-msn pencereleri birbirini kovalıyor. öperim...
29 Kasım 2008 Cumartesi
bakmayı değil, görmeyi bilmek gerekiyor bazı konularda. ve bazen birinin yüzüne baktığında içini görebilmeyi gerektiriyor hayat. gördüklerin karşısında kandırmamayı kendini bir de...
birinin yüzüne o kadar dikkatli bakarsın ki bazen ondan habersiz, onun bile bilmediği, farkında olmadığı şeyler görürsün. mimiklerinden, yüzündeki çizgilerden okursun neler yaşatmış ona hayat ve anlayabilirsin nasıl tepki verir olaylara karşı.
bilmiyorum neden bunları yazdım ama ben okuyabiliyorum sanırım insanların yüzlerini. bazen çok acı veriyor ama... bile bile lades...
birinin yüzüne o kadar dikkatli bakarsın ki bazen ondan habersiz, onun bile bilmediği, farkında olmadığı şeyler görürsün. mimiklerinden, yüzündeki çizgilerden okursun neler yaşatmış ona hayat ve anlayabilirsin nasıl tepki verir olaylara karşı.
bilmiyorum neden bunları yazdım ama ben okuyabiliyorum sanırım insanların yüzlerini. bazen çok acı veriyor ama... bile bile lades...
27 Kasım 2008 Perşembe
uçak
boşlukları doldurmaya çalışırken boşluğa düşmekten yoruldum..
kağıttan uçak yapıyorum , 2 kağıdı üst üste koyup katlıyorum soğuktan üşümesin diye.. ben soğukta donup düşecek zannederken yağmurun ellerine takılıyor. ıslanıp çakılıyor. kat kat giyinmiş olsa bile..hemen gidip alıyorum kurutuyorum.. kuruyunca dalga dalga oluyor.. eskisi gibi olmuyor hiçbir tarafı..demek ki diyorum damlalarmış uçağı da insanı da yıpratan .. gözyaşlarn yanaklarını kırıştırıyormuş sen büyüdükçe, onlar kurudukça.. ve bizler de ıslak uçaklar gibi kağıt da sarsak üstümüze uçamıyormuşuz eskisi gibi..
kağıttan uçak yapıyorum , 2 kağıdı üst üste koyup katlıyorum soğuktan üşümesin diye.. ben soğukta donup düşecek zannederken yağmurun ellerine takılıyor. ıslanıp çakılıyor. kat kat giyinmiş olsa bile..hemen gidip alıyorum kurutuyorum.. kuruyunca dalga dalga oluyor.. eskisi gibi olmuyor hiçbir tarafı..demek ki diyorum damlalarmış uçağı da insanı da yıpratan .. gözyaşlarn yanaklarını kırıştırıyormuş sen büyüdükçe, onlar kurudukça.. ve bizler de ıslak uçaklar gibi kağıt da sarsak üstümüze uçamıyormuşuz eskisi gibi..
24 Kasım 2008 Pazartesi
yetkili biriyle gömüşmek istiyorum...
*devlet dairelerindeki şu olaya son verin arkdşım herkes birbirinin götünü kolluyor .. kimin eli kimin cebinde kimsenin haberi yok.. dalda elma var.. elmanın içindeki kurttan başka kimse dalda elma oldugunu bilmesin diyor kurt kendince.. ama şöyle birşey var ki kurt kocayınca maskarası olmaktan kurtulamıyor köpeğin.. elma kurdu da olsa...
*kıl oldugum reklamlar var.. atı alan reklam çekmeye başlamış.. hangi kanalı açsam bir at koşuyor.. birinin müziğine de nasıl kılım " kiziroğlu mustafa bey" kiziroğlu mustafa bey kovalasın sizi emi.. diğerinde sıkı mesajı var reklamın sigorta reklamı olsa gerek.. birinde de bir banka reklamı böle süpertrenlerin yanında fln 2-3 at koşturuor amaç ne neyi hedefliyorlar hımm iyi gün de kötü günde .. yoksa dünden bugune sizinleyiz demek ki hani at eski tren de yeni bak farkı yakalrsan reklamın amacını da anlarsın al sana 110 küsür yıldır birlikteyiz bak at diyorum tren diyorum anlsana ... fikir güzel ama yemez bu toplum bunları.. reklam bence " tut şunun uçunu döşeyelim abi" dir yıllardır kim unutmuş bu reklamı bu sloganı söledin mi çat markayı söleyiverirler..
*coca cola kuzeyden sıcak denizlere inme düşüncesiyle oynattıgı hayvanları değiştirse ya aslanlara kaplanlara geçse kutup buzlarından kızgın savanlara aksa hoş olmaz mı ?
*"nerde şarj'a şarz diyen bir garip görsem ufak ufak kaçarım ortamdan...
* nerde boynu bükük bir garip görsen hor görme kimbilir ne derdi vardır..
*soyadını hiç bilmediğimiz şarkıcılar var mesela zara hiç duymadım kuşum aydın, arto ( kimbilir gerçek adı ne .. soyadını geçtim artık ) ...
*okan bayülgen zırvalıyor mu ne reyting kaygısı sezyum..
* ayva reçelinin kızarmış ekmekle dansı , sultans of the dance le feci kapışır..
* son zamanlarda fazla kaptırdım kendimi televizyona ama iyi bu.. aptal dizileri izlemektense gözlem yapmayı daha çok tercih ediyorum..eksik aramıyorum asla aksine fazlası için uğraşıyorum...
* 'Arım Balım Peteğim' programına katılan BBG’nin ilk şampiyon Melih, yaptığı açıklamalarla olay yaratacak. Yaklaşık üç senedir İzmir’de bulunan Melih " İstanbul'un renkli hayatından kaçtım. 10 dakika içinde İzmir’e gitmeye karar verdim ve her şeyi bırakıp İzmir’e yerleştim” dedi. Eski gösterişli günlerinin aksine sakin bir hayat sürdügünü söyleyen Melih " İzmir’de bir iş açtım. Bundan sonra şöhreti ve popülerliği tercih etmeyeceğim. Yakında bir aile kurabirim" dedi.Şöhret olduğu ilk dönemde bir çok ahlaksız teklif aldığını belirten Melih " Çok ünlü bir yönetmen benden sevgilisi olmamı istedi. Ama erkekti. Ofisine gittiğimde cam masasını kırdım. Sosyeteden eşini yeni kaybetmiş çok ünlü bir bayandan da kendisiyle birlikte olmam için boş çek verdi. Ancak kabul etmedim” dedi…
*yok artık ! asmaz mıyız seni kulaklarından tavana hıı? madem renkli hayat istemiyorsun.. madem eski günlerin aksine sakin bi hayat sürüyorsun madem şöhret popülerlik kasıklarından aşşagı inip kasımpaşa dolaylarında niye böyle bir açıklama yapıyorsunn sormazlar mı adama iki dk çelişmeden durun be..
çok söyleceğim var ama göz kapaklarım yerçekimine daha fazla direnemiyor.. öpüyorum enseden..
*kıl oldugum reklamlar var.. atı alan reklam çekmeye başlamış.. hangi kanalı açsam bir at koşuyor.. birinin müziğine de nasıl kılım " kiziroğlu mustafa bey" kiziroğlu mustafa bey kovalasın sizi emi.. diğerinde sıkı mesajı var reklamın sigorta reklamı olsa gerek.. birinde de bir banka reklamı böle süpertrenlerin yanında fln 2-3 at koşturuor amaç ne neyi hedefliyorlar hımm iyi gün de kötü günde .. yoksa dünden bugune sizinleyiz demek ki hani at eski tren de yeni bak farkı yakalrsan reklamın amacını da anlarsın al sana 110 küsür yıldır birlikteyiz bak at diyorum tren diyorum anlsana ... fikir güzel ama yemez bu toplum bunları.. reklam bence " tut şunun uçunu döşeyelim abi" dir yıllardır kim unutmuş bu reklamı bu sloganı söledin mi çat markayı söleyiverirler..
*coca cola kuzeyden sıcak denizlere inme düşüncesiyle oynattıgı hayvanları değiştirse ya aslanlara kaplanlara geçse kutup buzlarından kızgın savanlara aksa hoş olmaz mı ?
*"nerde şarj'a şarz diyen bir garip görsem ufak ufak kaçarım ortamdan...
* nerde boynu bükük bir garip görsen hor görme kimbilir ne derdi vardır..
*soyadını hiç bilmediğimiz şarkıcılar var mesela zara hiç duymadım kuşum aydın, arto ( kimbilir gerçek adı ne .. soyadını geçtim artık ) ...
*okan bayülgen zırvalıyor mu ne reyting kaygısı sezyum..
* ayva reçelinin kızarmış ekmekle dansı , sultans of the dance le feci kapışır..
* son zamanlarda fazla kaptırdım kendimi televizyona ama iyi bu.. aptal dizileri izlemektense gözlem yapmayı daha çok tercih ediyorum..eksik aramıyorum asla aksine fazlası için uğraşıyorum...
* 'Arım Balım Peteğim' programına katılan BBG’nin ilk şampiyon Melih, yaptığı açıklamalarla olay yaratacak. Yaklaşık üç senedir İzmir’de bulunan Melih " İstanbul'un renkli hayatından kaçtım. 10 dakika içinde İzmir’e gitmeye karar verdim ve her şeyi bırakıp İzmir’e yerleştim” dedi. Eski gösterişli günlerinin aksine sakin bir hayat sürdügünü söyleyen Melih " İzmir’de bir iş açtım. Bundan sonra şöhreti ve popülerliği tercih etmeyeceğim. Yakında bir aile kurabirim" dedi.Şöhret olduğu ilk dönemde bir çok ahlaksız teklif aldığını belirten Melih " Çok ünlü bir yönetmen benden sevgilisi olmamı istedi. Ama erkekti. Ofisine gittiğimde cam masasını kırdım. Sosyeteden eşini yeni kaybetmiş çok ünlü bir bayandan da kendisiyle birlikte olmam için boş çek verdi. Ancak kabul etmedim” dedi…
*yok artık ! asmaz mıyız seni kulaklarından tavana hıı? madem renkli hayat istemiyorsun.. madem eski günlerin aksine sakin bi hayat sürüyorsun madem şöhret popülerlik kasıklarından aşşagı inip kasımpaşa dolaylarında niye böyle bir açıklama yapıyorsunn sormazlar mı adama iki dk çelişmeden durun be..
çok söyleceğim var ama göz kapaklarım yerçekimine daha fazla direnemiyor.. öpüyorum enseden..
kırmızı bir at çizerdim,
kırmızı bir at
bak bu da kafası.
'nereden geldim, nereye giderdim?' bu da düşünen kafanın bana sorusu.
'sür beni sarp kayalıklara, oradan aşağısı başka yerin konusu, ah' dedi.
'senin durumun fena! ah' dedi.
'kalbinde bu neyin acısı?'
dayanamaz, kalbimin içinden çıkardım.
utanmadan dünyaya tepeden bakardım!
kimse beni bilmez,
bilmez beni kimse,
bilmez beni kimse, ben hep saklandım.
yanmalısın, sönmelisin, ruhları incitmeli...
inanırken yalanlara delirmiş olmalısın!
bakmalısın, görmelisin acıyan yerler neresi?
varmak için heplere, önce hiçi göze almalısın.
ah o kızgın bakışın, bir de üzgün bakışın
yüzlere gülüşün ve anidir düşüşün!
üzülmeye gelmez, giderdim aramaya ruhumun parçalarını.
üzerime bir bir dikerdim.
beni nasıl isterdin? tek parça...
yoksun, nedenin yoksa!
kime güler yüzün?
kime ağlarsın?
bir sandalye çek ve otur.
mumlar var, mumları yak.
anlatacaklarım uzun, uzundur yollar.
ve her ne yöne gidersen git beter gibi, sonsuz ama...
yoksun nedenin yoksa!
yokum, nedenim yok benim!
kime güler yüzüm?
kime ağlarım?
duruyorsan ne duruyorsun?
yarına kalsa ne umuyorsun?
ağlarla kaplı hiç bilemezsin.
her yanım, her sözüm, her savaşım, her yarım
öyle zor, öyle zor, öyle zor gelemem ki her yeni güne...
kırmızı bir at
bak bu da kafası.
'nereden geldim, nereye giderdim?' bu da düşünen kafanın bana sorusu.
'sür beni sarp kayalıklara, oradan aşağısı başka yerin konusu, ah' dedi.
'senin durumun fena! ah' dedi.
'kalbinde bu neyin acısı?'
dayanamaz, kalbimin içinden çıkardım.
utanmadan dünyaya tepeden bakardım!
kimse beni bilmez,
bilmez beni kimse,
bilmez beni kimse, ben hep saklandım.
yanmalısın, sönmelisin, ruhları incitmeli...
inanırken yalanlara delirmiş olmalısın!
bakmalısın, görmelisin acıyan yerler neresi?
varmak için heplere, önce hiçi göze almalısın.
ah o kızgın bakışın, bir de üzgün bakışın
yüzlere gülüşün ve anidir düşüşün!
üzülmeye gelmez, giderdim aramaya ruhumun parçalarını.
üzerime bir bir dikerdim.
beni nasıl isterdin? tek parça...
yoksun, nedenin yoksa!
kime güler yüzün?
kime ağlarsın?
bir sandalye çek ve otur.
mumlar var, mumları yak.
anlatacaklarım uzun, uzundur yollar.
ve her ne yöne gidersen git beter gibi, sonsuz ama...
yoksun nedenin yoksa!
yokum, nedenim yok benim!
kime güler yüzüm?
kime ağlarım?
duruyorsan ne duruyorsun?
yarına kalsa ne umuyorsun?
ağlarla kaplı hiç bilemezsin.
her yanım, her sözüm, her savaşım, her yarım
öyle zor, öyle zor, öyle zor gelemem ki her yeni güne...
yasemin mori...
22 Kasım 2008 Cumartesi
rugan
seviyorum rugan... çanta, çizme, topuklu ayakkabı. beni tüketim insanlığı noktasında doruğa ulaştırabilir. içinde elektronik esintiler taşımalı. saçmalıyor muyum? neden olmasın. her insan bazen saçmalamaz mı? uyku beni böyle yaptı. dün saatlerce uyudum. kafam güzel oldu, evet. şimdi trentemoller* dinleyip kendimi kaybedebilirim, bunu haketti bu bünye.
*what else is there!
öperim.
*what else is there!
öperim.
21 Kasım 2008 Cuma
otomatik portakallı ördek vs karnıyarık

portakallı ördeğin niye bu kadar popüler oldugunu merak ediyorum...
şimdi mantıklı düşünürsek portakal en nihayetinde 1 ytldir kilosu.
ördek de hadi olsun olsun 20 ytl olsun .. hadi likördü vs bu yemegi yapmak için hemen hemen 25 ytl ye ihityacımız var..
peki niye bu kadar popülersin arkdaşım
karnıyarık da 25 ytl ye yapılıyor en nihayetinde 1 kilo kıyma patlıcandı sogandı derken 25 ytl i buluor 4 kişilik bir karnıyarık ama geyiklere konu olan sensin "portakallı ördek" ...
hadi para kısmına takılmıyorum daha manevi bakıyorum olaya..
portakallı kek yapmakla portakallı ördek yapmak arasında çok ince bi çizgi var da ben mi göremiyorum.. en nihayetinde portakal..hiç bi aşçı demiyor ki :
"bu ördeği yaparken kullandıgımız portakallar çok özel koşullar altında yetiştirilmiştir"
.. özel koşul anlayışı nedir ki.. özel terapi uygulasan.. evet işte böyle daha sulu daha sert hem sert hem sulu .. yemez yani portakaldır sonuçta ..
ha ördekler özel koşullar altında yetiştirilmiştir belki diyosun saçma arkdaşım.. niye mi saçma..
nasıl bi özel koşul olabilir... silah eğitimi mi verdiler ya da güvercin gibi takla mı atıyorlar yoo bi kelime öteye gidebiliyorlar mı " vak vak " hayır.. nasıl bi özel koşulda yetişti o zmnlar bunlar koydun yemi yedi hayvan..
ama tüm bunlara ragmen pahada eşdeğer olan karnıyarık hemen hemen her zaman sofralarımızı süslemektedir kendisi . herhangi bir restoranda bile bulabileceğiniz türden bi yemektir kendisi.. samididir.. bizdendir.. kıymalı yapamadın mı tavuklu yap.. var mı ördekte böyle bir seçenek yok.. illa ki portakal.. portakal yerine koy bakalım tavuk .. "tavuklu ördek "
kulaga bile hoş gelmiyor.. ki saçma olmaz öyle şey.. tavuk + ördek
ha belki diceksin şimdi belki de portakallı ördek isminden ötürü bu kadar popüler. ne alakası var gayet basit bir isim.. ördek var portakalla yapıyorsun ve adını portakallı ördek koyuosun..
ama bir karnıyarık öyle mi?
değil tabiki.. kıymalı patlıcan diyor musun ? demiyorsun .. adı var şanı var .. marjinal bir yemek
benim gözümde portakallı ördek karnıyarıktır arkadaş...
hatta karnıyarık > portakallı ördek19 Kasım 2008 Çarşamba
o kadar dedik de o kadar da demedik..
o kadar dedik sev diye...
o kadar dedik iç diye
o kadar dedik koş diye..
o kadar dedik yüz diye..
o kadar dedik kaç diye..
o kadar dedik ölme diye
sevicektin ama kararında bırakacaktın...
içecektinn ama sarhoş olmayacaktın..
koşacaktın ama yorulmayacaktın..
yüzecektin ama ıslanmayacaktın..
kaçacaktın ama kovalanmayacaktın...
ölecektin ama vakti gelince.. o kadar da dedik ölme diye
o kadar dedik iç diye
o kadar dedik koş diye..
o kadar dedik yüz diye..
o kadar dedik kaç diye..
o kadar dedik ölme diye
sevicektin ama kararında bırakacaktın...
içecektinn ama sarhoş olmayacaktın..
koşacaktın ama yorulmayacaktın..
yüzecektin ama ıslanmayacaktın..
kaçacaktın ama kovalanmayacaktın...
ölecektin ama vakti gelince.. o kadar da dedik ölme diye
20.11.2008
04.50
-sınava dahil olan bir dergiyi ya da kitabı alıyorum ama okumuyorum. parasını verince vicdanım rahatlıyor. o öyle üst raftan beni seyretsin.
-çirkef'i ne zamandır dinlemiyorum ama şurda vizelere de kalmış bir kaç gün. gitmedim, odadayım. uyudum, bir kaç saat önce kalktım. birazdan da dizi izleyeceğim. ama vicdanım rahat. neden? çünkü ben çirkef'i dinlemeye gitmeyip, odada vakit geçirdim. vizelere çalışmamış olmam problem değil.
öperim gözlerinizden...
04.50
-sınava dahil olan bir dergiyi ya da kitabı alıyorum ama okumuyorum. parasını verince vicdanım rahatlıyor. o öyle üst raftan beni seyretsin.
-çirkef'i ne zamandır dinlemiyorum ama şurda vizelere de kalmış bir kaç gün. gitmedim, odadayım. uyudum, bir kaç saat önce kalktım. birazdan da dizi izleyeceğim. ama vicdanım rahat. neden? çünkü ben çirkef'i dinlemeye gitmeyip, odada vakit geçirdim. vizelere çalışmamış olmam problem değil.
öperim gözlerinizden...
02
uyku problemi çekiyorum. buna sebep olacak "bir" nedenim bile yok aslında. ki ben "nedenler" olmadan kendime problem yaratmayan bir insanımdır. rahatsız edici tek bir sebep yokken uyuyamamak... belki de bu bir problemdir! demek istediğim şu: kafam çok rahat ama içerlerde bir yer de bir sıkıntı var sanırım.
özlüyorum... göremediğim sevdiklerimi, geçmişte yaşanıp artık yaşanmayanları, geride kalan dostlukları... bazılarını ise uzaktayken sevmek daha çok hoşuma gidiyor sanırım. "böyle daha iyi" diyorum kendime, "böyle daha rahatsın gizem". bu bir avuntu belki de. ama bu özlemek varya, içimi kemiriyor seneler geçtikçe.
hayattan isteğim bu değildi aslında benim, okul, dersler, vizeler... bir yandan tam olarak istediklerime sahipken, bir yandan her şeyi bırakıp gitmek istiyorum. beklentileri olmasaydı benden insanların keşke... önce kendi ülkemde görmek istediğim her yere gider, sonra da dünyanın başka bir ucunda olabilirdim. tek başıma! ama yine bir düşünce... 'sen hayatta en çok istediğin şey*i, seni şuan olduğun yerden uzaklaştıracak diye terkettin gizem...'
yağmur beni mahvediyor, evet. eskiden ben çok üzüldüğümde, şehir ağlardı deliler gibi. dışarda heryer sırılsıklamken, benim ağlamama gerek kalmazdı. şimdi şehir ağlıyor, ben kahkahalarımı atıyorum. bu şehir alışamadı bana :D
özlüyorum... göremediğim sevdiklerimi, geçmişte yaşanıp artık yaşanmayanları, geride kalan dostlukları... bazılarını ise uzaktayken sevmek daha çok hoşuma gidiyor sanırım. "böyle daha iyi" diyorum kendime, "böyle daha rahatsın gizem". bu bir avuntu belki de. ama bu özlemek varya, içimi kemiriyor seneler geçtikçe.
hayattan isteğim bu değildi aslında benim, okul, dersler, vizeler... bir yandan tam olarak istediklerime sahipken, bir yandan her şeyi bırakıp gitmek istiyorum. beklentileri olmasaydı benden insanların keşke... önce kendi ülkemde görmek istediğim her yere gider, sonra da dünyanın başka bir ucunda olabilirdim. tek başıma! ama yine bir düşünce... 'sen hayatta en çok istediğin şey*i, seni şuan olduğun yerden uzaklaştıracak diye terkettin gizem...'
yağmur beni mahvediyor, evet. eskiden ben çok üzüldüğümde, şehir ağlardı deliler gibi. dışarda heryer sırılsıklamken, benim ağlamama gerek kalmazdı. şimdi şehir ağlıyor, ben kahkahalarımı atıyorum. bu şehir alışamadı bana :D
hayır ağlamıyorum içime birşey kaçtı
eğer hayatta 2 şey arasında kalsaydım ikisini de seçmezdim sanırım...arada kalıosam bi problem vardır..kendimi seçerim ki ben... benim problemimim yok kendimle ..kendimi hiç seçip yapmaya zorlamıorm o da beni zorlamıyor oh bana dior hadi bunu yapalım diorm oha süer fikir hemen koşup yapıyoruz. kendimle çok iyi geçiniyorum..geçen beraber film izledik..böle içimde hop hop edior uyarıorm alt tarafı film diorm ... konuştuk baya filmden sonra...her gece benimle baş başa kalmaktan bıkmış o da.. napayım dedim kendini unut biraz hep birlikte bişiler yapmak zorunda değiliz dedi.. dumur oldum ama ne zmndır birlikteydik böle bişey sölüyor olması benden sıkıldıgını açıkça ortaya koyuyor... saçmalama dedim kızdım... ulan aptal mısn bi baksnaa aynada kendine dedi durakladın dedim kendime mi bakayım bana mı o da güldü ben de.. yalnız kalcak adam değilmişim ben böle bi hayatı haketmiyormuşum.. güldürme beni dedim... kendine gülüosun sen dedi evet dedim sana gülüyorum... at kendini biraz dışarı dedi .. o da benden ayrılmak istemiyodu her cümlede kendinden bahsediyordu...üstüne şık bişeyler aldı kendimi iyi hissettirmek en baş görevimdi her zaman kendime ayna da baktım şöyle bi dedim evet budur...!!koşarak çıktım dışarı...oh hava da mis... rüzgarlı bi sıcak var .. napsam napsam artık kendimden uzak bi yerlere gitmek istiyorum... az yürüdükten sonra metroya giriyorum.. haydaaa camda kendimi görüyorum... e hani senden kopucaktım ben hani artık başka birini bulcaktım olmaz ki böyle ...bence en iyisi ben kendimle başbaşa kalmalıydım.. sarıldım beline koşarak geldiğim yolu geçtim ..bi baktım kendimi yine kaybetmişim..
18 Kasım 2008 Salı
güzelim güzelsin güzeliz
öğrenci adama içkiyi ucuz yapmayacaksın arkadaş.. parası olan içsin ... sonra yollardan adam topluyoruz.. burjuva mıyım? değilim param mı var ? yok ama param olunca içiyorum .. içkiyi ucuza satan mekanları protesto ediyorum ..
geçenlerde çok güzel bi abimizle karşılaştık cidden güzeldi kafasıyla olsun gönlüyle olsun .. elinde bir kutu birayla ufak çaplı dogum günü kutlamamıza eşlik etti .. şiir falan yazmış kendi çapında hatta aklımdan kalan bir parçası şöyle
gönlümün sonbaharında solan bir yapraktın uçtun gittin ...
söyle sevglim neden gittn
dolaylarında bişeylerdi
çok sevdik abiyi fotoğraf bile çektirdik yetmedi abimiz bize bir de şarkı armagan etti
su misali aktı ömrüm ben ne sevgiler gördüm bir alev gibi yandım söndüm :D
yalnız tek zayıf yanı var polisten korkuyor polis hep senin evin yok mu git buralardan falan diyormuş polis görünce bana sarıldı sana sarılırsam biz arkadaş oluruz polis de bana bişi demez dedi..
biz yürürken arkamızdan bagıra bagıra şarkı türkü şiir ve daha bir takım edebi eserler seslendirdi kendisi..
anladım ki biz gülüp geçerken hayat ona güzeldi...
geçenlerde çok güzel bi abimizle karşılaştık cidden güzeldi kafasıyla olsun gönlüyle olsun .. elinde bir kutu birayla ufak çaplı dogum günü kutlamamıza eşlik etti .. şiir falan yazmış kendi çapında hatta aklımdan kalan bir parçası şöyle
gönlümün sonbaharında solan bir yapraktın uçtun gittin ...
söyle sevglim neden gittn
dolaylarında bişeylerdi
çok sevdik abiyi fotoğraf bile çektirdik yetmedi abimiz bize bir de şarkı armagan etti
su misali aktı ömrüm ben ne sevgiler gördüm bir alev gibi yandım söndüm :D
yalnız tek zayıf yanı var polisten korkuyor polis hep senin evin yok mu git buralardan falan diyormuş polis görünce bana sarıldı sana sarılırsam biz arkadaş oluruz polis de bana bişi demez dedi..
biz yürürken arkamızdan bagıra bagıra şarkı türkü şiir ve daha bir takım edebi eserler seslendirdi kendisi..
anladım ki biz gülüp geçerken hayat ona güzeldi...
17 Kasım 2008 Pazartesi
push the bottom
bir yerlerden düğmeye basılmış olmalı.. bu kriz falan hiç hoş şeyler değil evet evet bir yerlerden düğmeye basılmış..
o düğme nerde kimde bilmiyorum şöyle söylim ben daha gömleğinin düğmelerini doğru dürüst kapatmayı beceremeyen bir insanım :D bu yüzden t shirt tercih ediyorum ama havalar falan da soğudu tabi 2 t shirt üst üste giyiyorum o zamanlar bunları niye mi anlatıyorum
.. e atış serbest güzelim..
-büyüdükçe yakışıklı mı oluyorum acepa ben ya bilemiyorum bu dünya bi biretpiti daha kaldıramayabilir.. sıkı durun.. hatta savulun ülen
-karaamsarlar diye köy olsa mesela bütün karamsarlar orda toplansa
- *üzülmüyorum?
-ne? üzüm mü yiosun
*üzülmüyorum be adam üzülmüyorum
-üzüm yiyceğine biraz üzülsene be...
*error!
- michael curtiz ile (bkz: casablanca ) tuncel kurtiz kardeş mi diye düşünmeden edemiyorum..
-küçükken hepimiz playboy kanalının o 2 dk lık şifresiz halini sevmedik mi ? şifre girince ohf ya diyip atv yi kanald yi paşa paşa izlemedik mi ?
-çocugun adını google koyan insan evladı acaba ilerde motor olmaz mı diye düşünmüş müdür acaba?
çok büyük bi proje üstünde çalışıyorum karpuz kabugundan titanik yapıcam salıcam sonra en azgın sulara batarsa yenisini yaparız şimdi karpuzun tam mevsimi
herkesi öpüyorum hassas yerlerinden..
o düğme nerde kimde bilmiyorum şöyle söylim ben daha gömleğinin düğmelerini doğru dürüst kapatmayı beceremeyen bir insanım :D bu yüzden t shirt tercih ediyorum ama havalar falan da soğudu tabi 2 t shirt üst üste giyiyorum o zamanlar bunları niye mi anlatıyorum
.. e atış serbest güzelim..
-büyüdükçe yakışıklı mı oluyorum acepa ben ya bilemiyorum bu dünya bi biretpiti daha kaldıramayabilir.. sıkı durun.. hatta savulun ülen
-karaamsarlar diye köy olsa mesela bütün karamsarlar orda toplansa
- *üzülmüyorum?
-ne? üzüm mü yiosun
*üzülmüyorum be adam üzülmüyorum
-üzüm yiyceğine biraz üzülsene be...
*error!
- michael curtiz ile (bkz: casablanca ) tuncel kurtiz kardeş mi diye düşünmeden edemiyorum..
-küçükken hepimiz playboy kanalının o 2 dk lık şifresiz halini sevmedik mi ? şifre girince ohf ya diyip atv yi kanald yi paşa paşa izlemedik mi ?
-çocugun adını google koyan insan evladı acaba ilerde motor olmaz mı diye düşünmüş müdür acaba?
çok büyük bi proje üstünde çalışıyorum karpuz kabugundan titanik yapıcam salıcam sonra en azgın sulara batarsa yenisini yaparız şimdi karpuzun tam mevsimi
herkesi öpüyorum hassas yerlerinden..
01
biraz magazinsel, biraz eğlenceli, birazcık ciddi ve çok az da duygusal olsun istiyorum bu sayfa.
jude law aksanı yapmaya çalışan, 40larında bir bayan(!) hocamız var. bize de yazık ediyor konuştuğu ingilizceyle, jude'a da. çok etkisinde kalmış sanırım my blueberry nights filmindeki pronouncation'ından...
ayrıca kelimeler, cümleler, döviz kurları, cirolar üstüme üstüme geliyor. yeter lön! size ne çalışmıyorum ben ders falan... kalıcam sınıfta, örnek aldığım insanlar var başka memleketlerde :D
frambuazlı cheesecake ve nutella-çilek(mevsime göre kivi)-fındık kreması 3lüsünü barındıran waffle'ı çok seviyorum. olsa da yesek! ayrıca ilerde kalp krizi geçirerek öleceğim. şimdilik hoşçakalın...
jude law aksanı yapmaya çalışan, 40larında bir bayan(!) hocamız var. bize de yazık ediyor konuştuğu ingilizceyle, jude'a da. çok etkisinde kalmış sanırım my blueberry nights filmindeki pronouncation'ından...
ayrıca kelimeler, cümleler, döviz kurları, cirolar üstüme üstüme geliyor. yeter lön! size ne çalışmıyorum ben ders falan... kalıcam sınıfta, örnek aldığım insanlar var başka memleketlerde :D
bir de almış başını gidiyor capital dergisi fanlığı. onu okuyup bitirmek excellence in business kitabındaki chapterları okumaktan daha yorucu :s
bana göre canısı, size göre aspirin, diğerlerine göre emre. ne çok kişiliğin var canısı, şizofren misin?frambuazlı cheesecake ve nutella-çilek(mevsime göre kivi)-fındık kreması 3lüsünü barındıran waffle'ı çok seviyorum. olsa da yesek! ayrıca ilerde kalp krizi geçirerek öleceğim. şimdilik hoşçakalın...
16 Kasım 2008 Pazar
İtirazım var...
düştüğünde yere hep yağlı yüzü yapışan kızarmış ekmeğe
açılmayan konserve kavanozlarına
tam da hatun kişinin sigarasını yakacakken biten çakmak gazına sürtmeyen çakmak taşına
itirazım var...
her gece yatmadan önce her sabah aç karnına
yazıp gidiyorum...
açılmayan konserve kavanozlarına
tam da hatun kişinin sigarasını yakacakken biten çakmak gazına sürtmeyen çakmak taşına
itirazım var...
her gece yatmadan önce her sabah aç karnına
yazıp gidiyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)