9 Mart 2009 Pazartesi

yarım kaldım ben...

soğukta, ayazda bırakmam seni ben. baharımı veririm, yeni bir mevsim yaratırım olmadı... yeter ki, soğukta titrerken bile içini ısıtacak bir şeylerin olduğunu unutma. dokunup hissettirmeme izin ver. izin ver, güneşin olup doğayım tekrar üstüne.
her şeyinle seviyorum seni, bu kara bulutlarla da. hüzün bile yakışıyor senin o yeşillerine. izin ver, tekrar inandırayım seni. hatalarımın üstüne örterek değil, hepsini çözümleyip geleyim... göğsüne kıvrılıp, kedi gibi sokulayım yine. daha da sıkı tutayım bu sefer ellerini. kendimizce hayallerimiz olsun tekrar, içinde sen'le ben olan... gitmeme izin verme bir daha... böyle yarım kaldım ben... sen'de kaldım...

7 Ocak 2009 Çarşamba

now everybody watching what I do. I'm walking on my shoes. see the way that I'm living if you want to. I lost my mind remote from you and I don't know what I do. I'm just only walking, I said... on my shoes... actually...what's the truth? do you know about it? I can't go anywhere without you and I won't leave my place until you come here... because you're special... special for me...

5 Ocak 2009 Pazartesi

alışamıyorum günde 3 kez ölüşüne birisinin, senelerdir... onlar için kurulan sergiyi de ziyaret edemedim mesela. ama bazılarının yokluğuna alışabilirim.
"hayatımda olmamasına katlanabileceğim biri değilsin" dedim ama böyle değilmiş. çünkü ben seni hayatımdan çıkarmadım, bunu sen istedin. ve bilmem kaç zaman sonra tekrar ben her şeyimle senin yanında olacağım diye söz veriyorsun bana. sana nasıl davranmam gerektiğinin talimatlarını veriyorsun. tekrar birbirimizi eskisi gibi sevip, tekrar çok iyi arkadaş olabilirmişiz ama senin zamana ihtiyacın varmış... artık bunlara inanacak kadar küçük değilim ve benzeri olayları o kadar çok yaşadım ki, ne sen inandırabilirsin beni buna, ne de bir başkası. geçmişte kaybolup giden ve tekrar geri gelmeyecek günler için ağladım ben orda. gelmeyecekler çünkü... sen istesen de, ben istemiyorum artık. beni hayatının bütün fonksiyonlarının dışında bırakırken, seni tekrar en yakın arkadaşım olarak görmemi bekleme. bu kadarını yapamazsın. hatalısın, biliyorsun ve yoksun artık.
şu günlerde insanları çok kolay siliyorum, çünkü muhtaç değilim ki hiç birinizin varlığına. yanımda olmak isteyen zaten burada ve ben onları kendimden bile çok seviyorum yeri geldiğinde. hayatından tamamen silinmiş farzet beni. ben öyleymiş gibi yaşıyorum. her geçen gün, davranışlarından ötürü daha çok hayal kırıklığına uğratıyorsun. hepsi için çok sağol. seni suçlamıyordum ama suçluyorum artık. bilekliğini de geri istemeyi bekleme, üstüne sifonu çektim bile.
ölüm hayatımdan çıkarabilirdi seni ya da her nefesinin cehennemden farklı olması gibi bir şey işte. hayatımdan gerçekten çıkan tek insan o, çünkü diğer hepsi bir şekilde hayatımdalar. ama sen de, aynı "o"nun gibi yoksun. bunu kendin istedin. senin yaptığının aynısı ben de yapıyorum. hayatımda ilk kez...

29 Aralık 2008 Pazartesi

en yakın arkadaşlarımdan biri artık yok hayatımda. evet, çok zor benim gibi arkadaşlarını gözünde ilahlaştıran biri için. durumun buralara gelmesinden çok, altında yatan sebep daha fena. çok üzülüyorum. sanki içimden bir şeyler kopmuş gibi. canımdan can aldılar sanki. o mesaj geldi, kopartıldı içimden bir parça. çok dramatikleştirdim belki ama böyleyim. yazmak istedim... hakversem de bu yaptığına, yine de o kadar acımasız bir mesajı haketmedim ben. bir sefer de böyle olmasaydı, ne güzeldi bizim arkadaşlığımız. neyse...

güle güle milkam...
tekrar merhaba hayat...

25 Aralık 2008 Perşembe

kış...

an itibariyle hayat üzerine söylenmiş saçmalıkların hiçbirine inanasım gelmiyor. 'çok fazla istersen, olur' ya da 'hiçbir şeyi çok fazla istemeyeceksin. beklentilerin artarak büyüyeceği için hep mutsuz olursun' gibi. düşünüp de içinden çıkamayacağın şeyler bunlar, tanrının varlığını sorgulamak gibi. senin iraden dışında gelişen şeyleri düşün bi şu hayattaki... başarabileceklerinin yanında ne kadar da büyük bir paydayı oluşturuyorlar, görmüyor musun? yarın başına nelerin geleceği bile belirsizken -hele ki Türkiye'de- bu tip felsefelerle kendini kandırmanın mantığı nedir? olabilitesi varsa bir isteğinin bunun üstüne yoğunlaşıp sonuna kadar savaşırsın ama imkansızlıklar üzerine bir hayat kurmak fena. büyük hedefler her zaman için iyidir, insanı diri tutar ama ya bütün çabalarının sonunda elinde kocaman bir sıfırla ertesi güne uyanırsan?
tüm bunların dışında, mücadele etmeye her şeyimle hazırken, ortada yapabileceğim bir şeyin olmaması biraz üzücü. olsun yine de, soğuğun iliklerime kadar işlediği şu günlerde içimi ısıtan bir şeylerin olması güzel...

21 Aralık 2008 Pazar

ben böyleyimdir...

ben böyleyimdir...biraz tatil yapar ve kendime zaman ayırırım, bu zamanda da aklımı meşgul edip beni rahatsız eden ne kadar çok şey varsa hepsini kaldırıp çöp poşetiyle birlikte dışardaki o bidonlara atarım.
şu 15 gün de beni hastalıklı yapan her şeyden uzakta, uzun zamandır olmadığım bir şehirde ve uzun zamandır beraber eğlenmediğim insanlarla vakit geçirdim.şimdi tertemizim... bir nevi sil baştan olayı, evet. sıklıkla izin vermesem de insanların ya da olayların beni yaralamasına, kanatlarım kırılıyor bazen ve korkaklaşıyorum hayata karşı. fakat nedense hiç vazgeçmiyorum hayatın ardından koşar adımlarla ilerlemeye. dur biraz dinlen, değil mi? kaçtığım şehirlerden ve insanlardan uzaklaşırken, başkalarını sokmaktan hiç çekinmiyorum yaşamıma -ki hayatı da yaşamaya değer kılan şey bu bence-. "her anı son dakikalarınmış gibi yaşa fakat pişmanlık duyacağın şeyler de yapma!" babamdan çok şey öğrendim ama hala büyümeyen bir tarafım var. yani öyle bir yer ki, hiç olgunlaşamadı bugüne kadar. değiştiğime inandığım her an, dışardan gelen darbelerle o duvarları daha da kalın ördüm ben ve büyümemi sağlayacak şey her ne ise, aşamadı o duvarları. sonunda belki de o duvarların içinde sıkışıp kaldım. nereye giderek kaçtığımı düşünsem, o duvarlar da benimle geliyor haliyle. olsun diyorum yine de... ne de olsa her duygumuzun dışavurumunu etkileyen şeyler var geçmişte...
izmir'e dönecek olmak güzel... özledim izmir'imi! kaçmak; ordan vazgeçtiğim anlamına gelmez zaten, değil mi? sevdiğim insanlar var orada, yaşamımın bundan sonrasında yanımda olmasını istediğim kişiler... keşke herkese, her şekliyle anlatabilsek bunu. ben her zaman başarılı olamıyorum. bazıları ise, "o duvalar"a çarpıp geri dönüyorlar. olsun, varsın. yine de hayat peşinden koşar adımlarla ilerleyecek kadar güzel...

11 Aralık 2008 Perşembe

hayalperestim!

sense çok gerçeksin... bu yüzden çok güzelsin...